Tuz Nedir? Tuzun Tarihiçesi
Tuz yaşamsal öneminden ötürü en çok kullanılan; gıdalarda tat vermek ve kokuşmasını önlemek için kullanılan mineraldir.
İnsanın tuzu kullanmaya başlaması kesin olmamakla birlikte oldukça eskiye, M.Ö. 10000 yılına gider. Çin’de M.Ö. 3000
yıllarında tuz üretildiği düşünülmektedir. Tuzla ilgili ilk yazılı belgeler M.Ö. 2250 yıllarına dek uzanır. Tuz ticareti de baharat
ticareti gibi önemli kervan yollarını doğurmuştur. Heredot zamanında Suriye limanlarıyla, İran Körfezi arasında tuz ticareti
çöl üzerinden yapılmaktaydı. Dinyeper nehri kolları üzerinde tuz kaynakları, güney Rusya’da yaşayanlarla Egeliler arasında
ticaretin gelişmesini sağlamıştır. Bazı yerlerde tuz para yerine geçmiştir, Romalı askerlere tuz satın almaları için aylık
(Salaria) verilmiştir. Orta çağda ise maden üretimi durdurulmasına karşın tuz üretimi sürdürülmüştür. Bu olayda tuzun
önemi konusunda açık bir göstergedir.
Kimyasal Yapı Olarak Tuz :
Kristalleşen tuz Na ve Cl iyonlarından oluşur. Tuz saf halde iken yaklaşık % 40 Sodyum, % 60 Klor’dan meydana gelir.
Yüksek basınç altında plastik özellik gösteren tuzun özgül ağırlığı 2,1 - 2,55 gr/cm3 arasında değişir. Erime noktası 800,
8oC, Kaynama noktası ise 1.412oC’dır. Doğadan üretildiği şekliyle rengi gri, sarı, kırmızı hatta mavi ve yeşil olabilir.
Bu renk farklılıkları üretildiği kaynak özelliklerine göre değişir. Tuz saf halde iken renksizdir.
Tuz adının kökeni :
Fransızların Sel, İtalyanların Sal, İngilizlerin Salt, Almanların Salz kelimeleri, esas itibarıyla tuz anlamına gelen Latince
Sal kökünden gelmektedir. Türkçemizde kökü Latinceden gelme, tuzla ilgili birçok sözcükler farkında olmadan
kullanılmaktadır. Buna en iyi örnek Salamura kelimesi latince “Salmacudus” Sal ve Maria kelimelerinin birleşmesinden
meydana gelmiş olup, tuzlu su anlamını taşımaktadır.
Tuz ve İnsan Sağlığı :
Tuz vücudun önemli bir bileşimini oluşturur. Kanda ve diğer vücut sıvılarında fazla miktarda bulunur. Dokularda daha
az bulunur. Yetişkin bir insanda 50-60gr kadar NaCl vardır. Vücudun terlemesiyle çıkardığı tuz yine dışarıdan alınacak
tuzla karşılanır. Bitkisel besinlerle beslenen insanların mutfak tuzuna ihtiyacı, hayvansal besinlerle beslenenlerden daha
fazladır. Yani ette daha fazla NaCl bulunmaktadır. Dokulardaki tuzların başlıca görevi normal ozmatik basıncı muhafaza
etmektir.
Sodyum iyonu vücudun ozmotik (gelişen) yapısında çok önemli rol oynar. Yani hücrelere besleyici maddenin (vitamin,
mineral, enzim, amino asit ve glikoz gibi) girişi ve hücrelerdeki artık maddelerin dışarı çıkarılmasında, kısaca transportta
rol oynar. Ayrıca sinir ve kaslarda uyarıları iletmede rol oynar. Sodyum-potasyumla birlikte hücrelere giriş ve çıkışları
kontrol ederler. Sodyum beyin hücreleri arasında iletişimi sağlar ve sodyum eksiliği beyin hücreleri arasındaki iletişim
hızını azaltır.
Klor iyonunun yetersizliği kanın pH-Değerinin asitleşmesine buda asi doza sebep olur, asi dozsa çok tehlikeli bir durumdur.
Asidiz böbrek zafiyeti, akciğer iltihaplanması, aşırı kusma ve ishale sebep olur. Klor bilindiği gibi şehirlerin su şebekesine
katılır, (çünkü klor mikroplan öldürür. Klor aynı şekilde bağırsaklardaki zararlı bakterilere ve bunların ürettiği zehirli gaz ve
zehirli alkolleri zararsız hale getirir.
Az tuz alındığında sodyum yetersizliği nedeniyle kalp ritim bozukluğu, yorgunluk, baş ağrısı ve bayılma gibi rahatsızlıklar
ortaya çıkar. Yüksek tansiyona karşı alınan ilaçlar (antihipertensif) üreyi artırır, trigliserid, kolesterol ve şeker metabolizmasını
bozar, kan akışını yavaşlatır ve buda yüksek tansiyona sebep olur.
Tuzla ilgili bilimsel Araştırma sonuçları :
1-) New York’tan Prof. Dr. Michael A. Aldermann Amsterdam’da yaptığı konferansta 1400 kişi üzerinde yaptığı araştırmada
az tuz alanların, çok tuz alanlara göre% 20 oranında daha çok kalp krizine yakalandıklarını tespit etmişti. (Nhp. 7.2001.1072)
2-) Dünyada en çok tuz kullanan millet olarak bilinen Japonların diğer milletlere göre daha sağlıklı ve uzun ömürlü oldukları
bilinmektedir.
3-) Prof. Dr. K. Stupe (Kassenarzt 4.1997) az tuz alan yaşlılar üzeride araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar sonucu yaşlılarda
konsantrasyon zafiyeti, algılama zafiyeti, hafıza zafiyeti görüldüğünü tespit etmişlerdir. Hatta yaz aylarında yeterince tuz ve su
almayanlarda colapsüs (kan dolaşımının durması) sebep olduğunu tespit etmiştir. (Nhp. 7.2001.1072)
4-) Gelişme çağındaki çocukların az tuz alması halinde gelişme anormallikleri, yorgunluk, baş ağrısı, okulda anlamama,
zorlanmalarda nefes darlığı, deri hastalıkları ve erken yaşlarda yüksek tansiyon gibi rahatsızlıklara, sebep olur.
5-) Remscheid’dan Prof. Dr. H. Kaulhausen Bayreuth’e eğitim seminerinde hamile bayanların tuz ve su alımını
azaltmaları halinde hamilelikleri üzerinde kötü etkilere sebep olabileceğini beyan etmiştir. (NM.10.95.44)
6-) New York’tan Prof. Dr. A. Aldermann ve ekibi 1900 erkek ve 1000 bayan üzerinde 4 yıl süren bir araştırma
yapmıştır. Bu araştırmalarda az tuz alanların çok tuz alanlara göre daha fazla kalp krizi görüldüğünü tespit etmiştir.
Türkiye de Tuz Üretim kapasitesi
Türkiye, tuz potansiyeli açısından oldukça zengin bir ülkedir . Tekel 1 adet deniz, 3 adet göl, 4 adet kaya ve 38 adet
kaynak olmak üzere 48 tuzlaya sahiptir. Toplam kaya tuzu rezervi 343 milyon ton ve deniz tuzu rezervi ise sonsuzdur.
Tekel’in yıllık üretim ve satışı yaklaşık 2 milyon ton civarındadır.
Türkiye’de üretilen tuzların çoğu rafine tuz olup %40 sodyum ve %60’ı klordur
TUZ KAYNAKLARI
DENİZ TUZLARI
Dünyamızın en büyük tuz rezervlerini denizler
oluşturmaktadırlar. Deniz Tuzu sınırsız üretim
kapasitesili ve Tuz geri dönüşümünün merkezidir.
Denizlerdeki tuzluluk derecesi; denizlerin tatlı su
alıp almadıklarına, coğrafik durumlarına ve iklim
koşullarına göre değişiklik gösterir. Örneğin Batlık
denizi’nde 1 m3 suda 17 kg. iken, Kızıldenizde,
45 kg’a kadar çıkmaktadır.
Çeşitli denizlerde 1m3 deniz suyunda erimiş tuz miktarı aşağıdaki gibidir.
Baltık Denizi |
17 Kg / m3 |
Hazar Denizi |
6 Kg / m3 |
Kuzey Denizi |
30 – 35 Kg / m3 |
Pasifik Okyanusu |
32 – 35 Kg / m3 |
Atlantik Okyanusu |
32 – 36 Kg / m3 |
Akdeniz |
38 – 40 Kg / m3 |
Kızıldeniz |
43 – 45 Kg / m3 |
Ölüdeniz |
270 Kg / m3 |
Deniz suyunda erimiş olarak bulunan maddeler çok çeşitlidir. Örneğin Akdeniz’de bir metreküp deniz suyu içinde aşağıda
gösterilen maddeler vardır.
Bileşik Ağırlık (kg)
Sodyum Klorür |
31.4 |
Magnezyum Klorür |
3.3 |
Magnezyum Sülfat |
2.7 |
Kalsiyum Hidroksit |
1.4 |
Sodyum Bromür |
0.6 |
Kalsiyum Karbonat |
0.6 |
Ülkemizde İki adet deniz tuzlası bulunmaktadır. İzmir’de bulunan Çamaltı Tuzlası ve Balıkesir’de bulunan Ayvalık Tuzlasıdır.
Çamaltı Tuzlasının kuruluşu Cumhuriyet öncesine dayanmakla birlikte Ayvalık Tuzlası ise 1980’li yıllarda kurulmuştur. Çamaltı
Tuzlası Büyüklük açısından dünyanın ikinci büyük tuzlasıdır. 65.000.000 km² alanda kuruludur.
KAYA TUZLARI
Yeraltından katı halde elde edilen tuzlar kaya tuzu olarak tanımlanır. Kaya tuzları Deniz tuzlarının aksine kompozisyonlarına
giren maddelerin oranları bakımından büyük değişiklikler gösterirler. Özellikle saflık oranları her maden için ayrı olabileceği
gibi aynı madenden alınan çeşitli numuneler de çok büyük farklılık gösterebilir. Kaya tuzlarındaki yabancı maddeler ve kil tuza
değişik renkler verir. Genellikle gri, siyaha yakın kil renginde olan kaya tuzları, nadiren beyaz, şeffaf beyaz olarak bulunur.
Tuz kristallerindeki boşluklar da bazen tuza mavi renk verir. Yurdumuzda kaya tuzu madenleri genellikle gri renkte olup, bir
kısmı da siyaha yakın renktedir.
Ülkemizde işletilmiş olan Kaya tuzlalarına örnek vermek istesek Çankırı, Tuzluca (Kars), Kağızman (Iğdır),
Tepesidelik (Kırşehir),
Sekili (Yozgat), Gülşehir (Nevşehir), Oltu kaya Çiçekli tuzlalarıdır.
KAYNAK TUZLARI
Karalarda kaya tuzları dışında suyu az veya çok tuz içeren akarsular, kuyular, kaynaklar ve göller de vardır. Genel olarak
bunların kaynağı kaya tuzlarıdır. Yeraltı sularının akıntıları bir kaya tuzu tabakasından geçerken, tuzların bir kısmını eriterek
kendi bünyesine alarak, kuyu ve derecikler halinde yeryüzüne çıkarmaktadır. Bu suların içerdiği NaCl oranı, tatlı suyun tuz
tabakasıyla temas süresi ve şiddeti ile orantılı şekilde az veya çok olmaktadır. Ülkemizdeki kaynak tuzlaları ise Ağa, Hıvır,
Göneli, İşhan, Serhal, Çarkı, Cedit, Hamo, Fadlum, Piliç, Hargün, Göleris, Kömür, Tımisi, Yerhan, Aşkale, Bingöl, Perobey,
Alibaba, Boncuk, Kıhtik, Çökender, Kırmızı, Bar, Canik, Yerli, Taytak, Muhlis, Tatos, Aktuzla gibi birçok tuzla işletilmiş bir
kısmı işletilmeye devam etmekle birlikte bir kısmı ise ekonomik olmadığından dolayı işletilmemiş veya işletilmesinden
vazgeçilmiştir.
GÖL TUZLARI
Tuz göllerinin bir kısmı eski deniz yatakları olabileceği gibi bazıları da geniş yer çöküntülerinde, civar bölgelerdeki kaya
tuzlarından geçerek, bu çukurlarda toplanan tuzlu sulardan meydana gelirler. Yaz aylarında yüksek bir yoğunluk kazanan
sular buharlaşarak, sanki deniz sularının toplama havuzları gibi bir tuz tavası haline gelirler. Genelde rüzgar alan bölgelerde
buharlaşma daha hızlı olduğu için üretim kapasitesi ve hızı açısından önem taşır. Tuzlu su göllerine, tuzlu su kaynakları ve
kuyularına hemen her ülkede rastlanmaktadır. Dünyanın en büyük tuz gölü Great Salt Lake’dir. İç Anadolu’da bulunan
Tuz Gölü Dünyadaki en önemli tuz göllerinden biridir. Tuz Göllerinden alınan tuz hemen hemen saf bir şekildedir. Göldeki
tuzluluk diğer tuzlar nedeniyle de olabilir. Örneğin yurdumuzda Orta Anadolu’daki birçok gölde sodyum klorür ile birlikte
sodyum sülfat, potas ve benzeri tuzların bulunuşu bu kaynaklardan ekonomik bir şekilde tuz üretimini güçleştirir. Bunlara
örnek olarak Burdur Gölü, İznik Gölü gösterilebilir.
Tuz Gölü’nde üç adet tuzla kurulmuştur. Bunlar Şereflikoçhisar’da bulunan Kaldırım ve Kayacık ile Cihanbeyli’de bulunan
Yavşan tuzlalarıdır. Tekel tarafından uzun yıllar işletilen bu tuzlalar 2005 yılı içerisinde özelleştirilmiş olup özel sektör
tarafından işletilmektedir.
Estuz A.Ş de Tuz Gölünden temin edilen göl tuzu ve Çamaltı Tuzlasından elde edilen deniz tuzu üretimi yapılmakta
bunun yanında sofralık tuz, rafine tuz, tablet tuz , fırınlanmış tuz gibi bir çok sektöre hizmet edecek ürün çeşitliğine sahiptir.
TUZUN KULLANIM ALANALARI
Estuz A.Ş. de üretilen sofralık tuzlar ilgili tebliğ ve tüzüklere uygun şekilde üretilmektedir. Sahip olduğu kalite belgeleri
ile de tesislerinde üretimin her noktasında kalite kontrolden geçen ürünler tam otomatik makinelerde el değmeden
paketlenmektedir.
SOFRALIK TUZ :
Kristal yapıda olup, sofralık tuz tebliğinde yer alan elek aralıklarına uygun tuzdur. İyotlu ve iyotsuz olarak üretimi
yapılmaktadır. İyotsuz tuz, iyot alımının sınırlı olması gereken kişilerde kullanıma idealdir.
Neden İyotlu tuz kullanılmalı
İyot, insan ve hayvanların normal büyüme ve gelişmesi için gerekli olan önemli bir besin maddesidir. İnsan vücudunda
çok az miktarda bulunmakta olup, yediğimiz besinler ve su ile alınır. Vücudumuzdaki iyodun büyük bir kısmı tiroit
bezinde bulunur ve tiroit hormonlarının yapımında kullanılır. Tiroit bezi, boynun ön tarafında yer alır ve tiroit hormonlarını
üretir. Bu hormonlar vücudun normal büyümesi ve zihinsel gelişmesi ile birlikte vücut ısısının ve enerjisinin oluşması
gibi olayların devamını sağlar. Tabiatta, toprakta ve suda bulunan iyot besinlerimize geçer. Dağlık ve erozyona
uğramış bölge toprakları iyot bakımından fakirdir. Kayseri ve yöresi toprakları da bu özelliktedir. İyotça fakir
topraklarda yetiştirilen yiyeceklerde ve bölge sularında yetersiz miktarda iyot bulunur. Bu besinlerle beslenen
bireyler yeterli miktarda iyot almazlar.
İyot Yetersizliğinde neler olur
- Vücuda yeterli iyot alınamadığı durumda tiroit bezi yeterli hormon salgılayabilmek için genişleyerek normalden
fazla büyür. Guatr hastalığı ortaya çıkar.
- İyot yetersizliği olan guatrlı insanlarda yeterli tiroit hormon salgılanamaz.
- Tiroit hormonu yetersizliğinde hemen hemen tüm organların, sistemlerin gelişmesi ve olgunlaşmasında ciddi
problemler ortaya çıkar.
- Boy uzaması duraklar ve kemik gelişimi geri kalır. Bunun sonucunda büyüme geriliği ortaya çıkar.
- Beyin gelişimi özellikle anne karnında ve bebeklik döneminde zarar görür. Bunun sonunda zekâ geriliği ortaya çıkar.
- Ağır iyot yetersizliği durumunda sağırlık, dilsizlik, cücelik ve doğuştan sakatlıkların görülmesi artar.
- İyot oranı yetersiz olan kadınlarda düşük yapma, ölü doğum, gebe kalamama, yeterli iyot alanlara göre daha çok
görülmektedir.
- İyot yetersizliğinde çocukların okul başarıları ve çalışanların iş verimi azalır.
İyotlu Tuz Kullanımında Nelere Dikkat Edilmeli
İyot alımını artırmanın en kolay ve etkili yolu da iyotlu tuz kullanmaktır. (İyodun en fazla bulunduğu besinler deniz ürünleridir.)
Pişirme ile besinlerin bileşimlerindeki iyot miktarı azalmaktadır. İyotlu tuzlar güneşe ve ısıya maruz bırakıldığında, yemeklere
eklenip uzun süre pişirildiğinde, iyot miktarı azalmaktadır. İyot uçucu bir element olduğundan iyotlu tuzu ışık görmeyecek
şekilde, koyu renkli, ışık geçirmeyen ve kapaklı kavanozda, karanlık, serin ve kuru yerde saklayın. Pişirme ile iyot kaybını
önlemek için yemeğinizin tuzunu pişirme tamamlandıktan sonra atın.
Diyet Tuz Nedir?
Yüksek tansiyon, kolesterol kalp ve damar hastalıkları bulunan kişiler kullandıkları tuz miktarını azaltmalıdır. Böyle bir
hastalığın varlığında alınan tuz insan sağlını riske etmektedir. Bu gibi durumlarda içindeki sodyum oranının sodyuma yakın
bir element olan potasyumla değiştirilen tuzları kullanmak en doğru olandır. Diyet tuzu adı verilen bu tuzlar içindeki sodyum
oranının % 50 - % 70 arasında düşürülen tuzlardır.
RAFİNE TUZ : Tuzun yüksek ısıda çözdürülüp buharlaşmaya ve billurlaştırmaya bırakılması ile elde edilen tuzdur.
Tuz çözdürülüp tekrar kristallendiği için içindeki safsızlıklarda uzaklaştırılmış olur . Tuzun üretilmiş olduğu bu sisteme
rafinerizasyon adı verilmektedir. Bu işlemden geçen tuz mekanik tuzdan farklı olarak rafine olarak isimlendirilir.
İYOTLU TUZ : İyotla zenginleştirilmiş billur yapıda tuzdur. 500 g , 750 g 1000 g ve 3 000 g ambalajlarda bulunur.
İyotlu tuz sofralardan eksik edilmemesi gereken tuzdur özellikle çoçukluk çağında iyotun yeterli alınması büyüme ve
gelişmeyi birebir etkilediği düşünüldüğünde iyotlu tuz kullanımına önem verilmesi gerekmektedir.
İYOTSUZ TUZ : İyot alınmaması gereken durumlarda kullanıma uygun tuzdur. 250 g lık ambalajlarda satışa sunulmaktadır.
SODYUMU AZALTILMIŞ TUZ ( DİYET TUZ) : Kalp damar hastalıkları, yüksek tansiyon hastaları, kilo problemi olan
hastalarda tuz kullanımı bu hastalıkları tetiklemektedir. Vücudun tuz ihtiyacının karşılanması bunu yaparken de tuz alımının
sınırlandırılması amaçlı üretilen % 50- % 70 oranlarında sodyumu azaltılmış tuzdur.
FLORLU TUZ
Flor dişin yapılandırılmasında kullanılan iz bir elementtir. Flor besinlerden alımı çok az olmakta ve bilinçsiz beslenme
bu alımı yetersiz kılmaktadır. Tuz mineral yapısı nedeni ile elementleri bünyesinde barındırabilmektedir. Bu nedenle
iyottan sonra tuza flor katkısı yapılarak flor alımının yeterli miktarda alımı kolaylaştırılmıştır.
GIDA SANAYİ TUZLARI :
Gıda sanayine yönelik spesifik olarak üretilen, inceden iriye doğru değişik tane boyutlarında bulunan isteğe göre iyot
ilavesinin de yapılabildiği tuzlardır. 10 – 25 – 50 – 1000 kg ambalajlarda tüketime sunulmaktadır. Kullanıldığı alana,
kullanım şekline, tane boyutuna göre değişik isimler alan ve firmamızda üretimi yapılan tuzlar aşağıda yer almaktadır.
FIRINLI TUZ : ( FIRINLANMIŞ TUZ ) Mekanik sistemde yıkama ve ayıklama işleminden sonra ısıl işleme tabi tutularak
ambalajlanan tuzdur.
KARINCABAŞ TUZ : pastırma tuzu , zeytin tuzu , peynir tuzu ve salamura tuzu olarakta isimlendirilir 3 mm – 1 mm
arasında değişen iri taneli granüler yapıda fırınlanmış tuzdur
KURUYEMİŞ TUZU: Kuru yemişlerin kavrulmasında kullanılır. Değişik elek aralıklarında kullanımı mevcuttur örneğin
fıstıkta 1000 – 500 mm arasında fıstık tuzu kullanılırken çekirdekte kristal yapıda ve fıstıkta kullanılandan daha ince tuz
kullanılmaktadır. Ayrıca pudraya yakın incelikte de bu amaçla kullanılan tuzlar (pudra tuz) mevcuttur.
BAĞIRSAK TUZU : Sucuk yapımında kılıf olarak kullanılan bağırsakların esnek , zar yapısını almasında kullanılan tuzdur.
Çok iri olmamakla birlikte granüler yapıdadır. 2 mm ile 1000 mm arasında değişik tane boyutlarında bulunmaktadır.
LİKİT TUZ : tuzun granül halinden farklı olarak solüsyon halinde kullanılması gereken durumlar için hazırlanmış bir tuzdur.
Tuzun istenilen bomeye uygun solüsyonu hazırlanır. Baklagil ve tahıllarda ( susam , buğday vb. ) kavuzları çıkartmada
kolaylık sağlar.
SANAYİ TUZLARI
YIKANMIŞ TUZ ( FIRINLANMAMIŞ TUZ ) mekanik olarak yapılan yıkama ve ayıklama işlemlerinin ardından ısıl işlene
tabi tutulmadan ambalajlanan tuzdur
YEM TUZU: Hayvanların beslenmesinin zenginleştirilmesi için verilen yemlerin hazırlanmasında kullanılan tuzdur.
İstenilen elek boyutlarında tuzlar bu amaca uygun kullanım kolaylığı sağlar.
DERİ TUZU: Derinin bakteri varlığını önleyerek kurumasını sağlamak için kullanılan tuzdur. Serpme tuz olarak bilinen
iri taneli tuzlar bu alanda en çok kullanılanlardır.
HAMTUZ: Kaynaktan elde edildiği şekilde olan hiçbir işlemden geçmemiş tuzdur. Doğrudan gıda da kullanılmaz.
Yıkama, öğütme, eleme ( mekanik sistem) yada rafine edilerek gıda da kullanılır. Bu hali ile yem sanayinde ve yolarda
buzlanmayı önleyici olarak kullanılır.
BULAŞIK MAKİNASI TUZU : Bulaşık makinlarında cam ve porselen malzemenin dış yüzeyinin su lekesi yapmaması
ve yüzeye parlaklık vermesi nedeni ile kullanılan tuzlardır.Düşük sertlikte olan tuzlar özel olarak granülüze edildiği gibi
iri taneli tuzlar ve tablet tuzlar da bu amaçla kullanılabilmektedir.
ARITMA SİSTEMLERİNDE KULLANILAN TUZLAR
Aqua Salt markası ile üretilen rafine tablet tuz , mekanik tablet tuz , Özel Arıtma Tuzu su arıtma işlemlerinde ve
Rejenerasyon tuzu olarak yüksek kalitede başarı sağlamakta ve bu alanda en çok kullanılan marka olmaktadır.
25 kg ambalajlarda tüketime sunulmaktadır.
ARITMA İŞLEMİ : ( GERİ OSMOZ YÖNTEMİ )
Arı su ile tuzlu su arasında yarı geçirgen ( çözeltiyi geçirip katıları geçirmeyen ) bir zar bulunduğu zaman, arı su bu
zardan tuzlu suya doğru osmoz ( geçişme ) basıncına ulaşıncaya kadar geçer. Karşılıklı geçiş durduğu zaman zarın
iki yanındaki hidrostatik basınç eşittir. Tuz tarafındaki basınç, zara ve çözeltiye özgü olan osmoz ( geçişme ) basıncını
aşarak, tuzsuz su tarafındakini basıncı geçerse , tuzsuz su , geri osmozla tuzlu sudan dışarı atılır. Zar genellikle selüloz
asetattan yapılır. , gözenekli yapıda bir destekle tutulur ve 40 bar ya da daha fazla bir iç basınç vardır. Bu yöntemde
başlıca sorun zarın basınca dayanmaması nedeniyle çıkmaktadır.
YUMUŞATMA İŞLEMİ :
Suyunuz eğer 10 Fr üzerinde sertlikte ise mutlaka yumuşatılması gereklidir.
Suyu yumuşatmanın en pratik yolu iyon değiştirici reçine kullanmaktır. İyon değiştirici reçineli sistemler genelde
sodyum iyonları ile sertlik iyonlarını yer değiştirterek çalışırlar. Proses esnasında su reçine tanecikleri arasından
süzülerek geçer. Reçine tanecikleri üzerindeki elektrik yükü sodyum iyonlarını reçine taneciği üzerinde tutar. Ancak,
reçine taneciklerinin aynı zamanda sertlik minerallerini tutma kabiliyeti de vardır. Reçine taneciklerinin sertlik
minerallerini tutma kabiliyeti sodyum iyonlarını tutma kabiliyetine göre daha fazladır. Bu şekilde iyon değişimi
gerçekleşir.
Belli miktarda sert su reçine yatağından geçtikten sonra, reçine tanecikleri tamamıyla, sertlik
mineralleriyle kaplanır. Bu durumda sertlik minerallerinin tutulması son bulur. Sertlik iyonlarının tekrar sudan
tutulabilmesi için reçine taneciklerinin sertlik minerallerinden kurtarılarak tekrar sodyum taneciklerinin bağlanması
gereklidir. Bu işleme ‘rejenerasyon' adı verilir. Rejenerasyon esnasında tuzlu su reçine tankına verilir ve reçine
sodyuma doyurulur. Reçine tankında biriken yüksek konsantrasyondaki sodyum iyonları sertlik iyonlarını reçine
taneciklerinden ayırır. Reçine daha sonra temiz su ile durulanarak, fazla tuz ve sertlik mineralleri tanktan atılır.
Reçine tankı tekrar sertlik iyonlarını tutmaya hazır durumdadır.
ARITMA TUZU : Suyun filtrasyondan geçirilmesinde ( su tasfiye cihazlarında ) osmoz basıncıyla artılmasında
kullanılan tuzdur. Çözünmenin yavaş yavaş olmasını sağlamak için tablet tuz yada Arıtma Tuzu adı verilen 5 mm
üstünde irilikte tuzlar bu amaca en uygun olarak kullanılandır.
REJENERASYON TUZU: Su yumuşatma sistemlerinde iyon reçinesinin tekrar kullanılmasını ( rejenere )
edilmesinde kullanılan tuzlardır. Düşük sertlikte olan tuzlar ve çözünmenin yavaş olması istendiğinden dolayı
iri taneli tuz yada tablet tuzlar en çok kullanılanlardır.
TEKSTİL SANAYİ TUZLARI :
Tekstil işletmelerinde değişik proseslerde suyun yüksek metal iyon içeriğinden kaynaklanan bir çok problemle
karşılaşılır. Şebekeden gelen sudaki çözünmemiş metal parçaları veya çökeltileri filtrasyon yöntemi ile kolayca
uzaklaştırılır. Fakat suda çözünmüş ve anyonlar / katyonlar şeklinde bulunan metal tuzları, proses ortamında
bulunan diğer reaktif maddelerle birleşme imkanına sahiptirler. Firmamızda düşük sertlikte rafine ve mekanik
tablet tuzlar su tasfiye sistemlerinde bu amaca uygun şekilde kullanılabilmektedir.
BOYA TUZU – ( BOYAR TUZ ) :
Boyamada tuz şu nedenlerden dolayı kullanılır :
Selülozik liflerin direkt, reaktif, küp, kükürt v.b. boyarmaddelerle boyanmasında :
Tuz (sodyum sülfat veya sodyum klorür) ilavesi, boyarmaddenin selülozik elyafa olan afınitesini artırır. Tuz, banyodaki
ve elyaf üzerindeki boyarmadde moleküllerinin aglomeratlar oluşturmasına katkıda bulunur ve böylece denge elyafa
doğru kayar.
Protein liflerinin boyanmasında:
Burada tuz kullanımının amacı, genellikle elyafın asidik ortamda düzgün (egal) boyanmasını sağlamaktır. Boyarmaddenin
kendisi eksi yüklü olduğundan artı yüklü yün elyafına karşı yüksek afinite gösterir. Tuzun boyarmaddeye göre çok daha
küçük olan anyonları yünün artı yüklü guruplarını ( -NH3+ ) doldurarak, boyarmadde moleküllerinin elyafa çekimini yavaşlatırlar.
Fakat boyarmadde moleküllerinin elyafa olan afînitesi tuzun anyonlarına göre daha yüksek olduğundan, boyarmadde belli bir
süre sonunda elyaf üzerindeki tuz anyonlarının yerini alır. Yavaş bir şekilde gerçekleşen bu iyon değiştirme işlemi sayesinde
düzgün bir boyama elde edilir.
Tekstil terbiyesinde kullanılan tuzlar teknik kalitede olduklarından beraberlerinde değişik
oranlarda toprak alkali ve ağır metal tuzlarını da taşırlar. Bu sebepten dolayı eğer kalitesi iyi ise kullanılacak tuzun kaynağının
sık sık değiştirilmemesi ve mutlaka analiz raporu istenmesi veya değerlerinin (metal iyonları, pH v.s.) inceletilmesi tavsiye
olunur.
Suyun içerdiği metal iyonları su tasfiye işlemleri ile tekstil terbiyesi için gerekli olan sınırlar içerisine çekilebiImektedirler.
Bu şekilde O - 5°dH (Alman sertliği) arasında işletme suları elde edilir. Dolayısıyla sudan kaynaklanabilecek bu sorunlar
büyük oranda önlenmiş olur.
BUZLANMAYI ÖNLEMEDE KULLANILAN TUZLAR
KAR TUZU : Yollarda kaymayı ve buzlanmayı önlemek amacıyla kullanılan tuzdur. Tuzun hemen çözünüp gitmemesi için
iri taneli olması yollara serpmeyi sağlayabilmek için nem miktarının düşük olması önemlidir. Ham tuz, değirmen tuzu,
yıkanmış iri tuz bu amaçla kullanılır.
MAGNEZYUM TUZU ( MAGNEZYUM KLORÜR ) : buzlanmayı önlemede son dönemlerde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Likit halde satışla sunulmakta tuzdan farklı olarak donma noktasının daha yüksek olması nedeni ile buzlanmayı önlemeyi
daha etkili kılmaktadır.
KİŞİSEL BAKIMDA KULLANILAN TUZLAR
Tuz hayatımızda birçok yerde yerini almaktadır. Fazlasının zarar vereceği kesinlikle doğrudur ancak eksikliğini hiçbir
minarel tamamlayamamaktadır.
KOZMETİK TUZLARI : Sabun üretiminde ,bitkisel ve hayvansal yağların alkali ile sabunlaştırılmasından sonra oluşan
sabunu ayırmada tuz kullanılmaktadır.
Kullanılan bu tuzlar genelde ince toz halinde yada kristal yapıda olanları
kullanılmaktadır. Bazı kremlerde de yardımcı madde olarak kullanılan tuzun kozmetik alanında en yaygın kullanımı
banyo tuzları şeklindedir. BANYO TUZU : Banyo tuzları granül deniz tuzundan yapılmış olup , aromatize esans ve
sakinleştirici yağlar katılarak zenginleştirilen , vücudun gevşemesini , cildin tazelenmesini sağlayan kişisel bakım
ürünleridir.
Bu tuzların haricinde dünyanın bir çok ülkesinde tuz eldesi yapılmaktadır. Elde edildikleri yöreye renk,
tat vb. özelliklerine göre değişik isimler alan tuzlardan bir kaçı aşağıda örnek olarak verilmiştir.
Kara tuz (Kala namak) : Bir çeşit bol mineralli Hindistan yöresine ait tuzdur. Çok koyu kükürt tadını alabilirsiniz.
Elbette ki Hint mutfağında yoğunlukla kullanılan bir türdür.
Seltik(Celtik) tuzu: Britanya ve Fransa bölgesinden çıkartılır. Besleyici minerallerden oluşur. Organik tuzlar arasında
yer alır.
Kaya tuzu : Himayaların derinlerindeki kaynaklardan çıkarılan kristal görünümlü tuzdur. 84 mineral ve demir içerir.
Vücuttaki zararlı toksinlerin atılmasına yardımcı özelliğinden ötürü doktorlar tarafından tavsiye edilen bir türdür.
Gevrek tuz(murray river) : Mükemmel derecede tatlımsı ve yumuşak bir tuz tadı almak mümkündür. Etleri terbiyede,
kızartmalarda ve fırın işlerinde kullanıma çok uydundur. Avustralya nehirlerinden elde edilir. İçerisinde karoten olduğundan
çok sağlıklı bir tuzdur ve ilaç yapımlarında da kullanılır.
Tuz çiçeği(fleur de sel) : El yordamıyla toplanan ve biçilen bir tuzdur. Yalnızca Fransa’da bulunur. Fleur de sel adı tuzun
özünü oluşturan menekşe aromalarından gelmektedir.
Fransız deniz tuzu (velvet de guerande) : Fransa’nın Atlantik okyanusundan çıkarılır. Rafine edilmediği için minerallerini
korur. Neredeyse un kıvamındadır. Tereyağımsı bir tadı vardır ve dilinize değer değmez erir. Soslarda ve salatalarda çok
uyumludur.
Gri tuz (Grey sea salt): Rafine edilmemiş nemli tuzdur. Gri rengi aşırı derecede yüksek
besin ve mineral içermesinden ötürüdür. düşük bedeldeki en iyi organik tuzlardan sayılır. Dried aged etlerle birlikte servis
edildiğinde ete inanılmaz derecede lezzet verir.
Öğütmelik tuz (Pure ocean) : İri taneli kuru kristal yapıda bir tuzdur. Kullanmadan önce çekmek veya öğütmek gerekmektedir.
Brezilyanın saf mavi sularından elde edilen saf ve temiz bir deniz tuzudur. Tuz öğütücülerinde ve fırınlama yöntemiyle pişirilen
çok uygundur.
Hawai deniz tuzu: Bu tuz tatlandırıcı ve koruyucu olarak kullanılan geleneksel havai denizi tuzudur. Herhangi bir işleme tabi
tutulmayan ve deniz suyunda bulunan mineraller bakımından oldukça zengin bir tuzdur. Rengi kırmızımsı havai kilinin içinde
bulunan demir ve oksidin sudaki tuzun yapısına işlemiş oluşundan gelir. Kızartma ve ızgaralarda kullanılır, ayrıca yemeklere
çeşni olarak ta kullanabilirsiniz. Ayrıca geleneksel kalua domuzu için çok uyumlu bir tatlandırıcıdır.
İtalyan deniz tuzu : Sicilya deniz tuzu olarak da bilinir. Sicilya’nın batı kıyısında bulunan Marsala ve Trapani bölgelerindeki
tuzlalardan elde edilir. Tuz yatakları tamamen el yordamıyla işlenir ve bu yasalar tarfındanda korunmaktadır. Yıkanmadan ve
rafine edilmeden kullanılır. Magnezyum, potasyum ve sodyum açısından zengindir. Salata, fırınlama ve bruschetta’nın yanında
servis edilmesi uygun olur.
Deniz Tuzu : Doğrudan deniz veya okyanus suyundan elde edilir, rafine edilmemiştir. Kuzey Amerika denizlerinde elde edilen
makbuldür. Kullanıldığı her yemeğin tadını güzelleştirerek değiştirir,
Tütsülenmiş deniz tuzu : Yeni bir çeşit Amerikan tuzudur. Odun ateşinde tütsülenir. Başlıca et yemekleri, tavuk, salata ve
sandviçlerde kullanılır..